Ana Sayfa arrow Bilmeye Değerler

Sayaç

Heute28
Gestern39
Woche304
Monat946
Insgesamt179032
Bilmeye Değerler
Fabry Hastaligi Hakkinda Yazdır E-posta

Fabry Hastaliği birçok sistemi etkileyen ve X’e bağli kalitsal geçiş gösteren, nadir bir lizozomal depo hastaliğıdir Anderson-Fabry Hastaliği, Morbus Fabry veya anjiyokeratoma korporis diffizyum universale adlariyla da bilinen bu hastalik ilk olarak tarif edildiğinden bu yana yüzili aşkın bir süre geçmiştir (Tablo 1).5,6
Fabry hastalarında, lizozomal bir enzim olan ve seramid trihekzosidaz olarak da bilinen a-galaktozidazı (α-GAL) kodlayan gende bir kusur bulunmaktadir. Bu kusur terminal a-galaktozil rezidüleri bulunan lipidlerin katabolize edilememesine veya az miktarda katabolize edilmesine yol açar. Bu lipidler, başta globotriaozilseramid (GL-3; aynı zamanda Gb3, seramid trihekzosit ve CTH olarak da bilinir) olmak üzere, yeterli miktarda α-GAL olmazsa, vücudun çeşitli bölgelerindeki birçok hücrenin lizozomlarında ilerleyici bir biçimde birikir.1,2 Renal endotel hücrelerinde GL-3 birikimi böbrek yetmezliğinin oluşmasında rol oynayabilir sekil 1).
fiekil 1. Renal kapiller endoteli
Bir Fabry hastasından alınan örnekteki renal kapiller endotelinin ışık mik-roskobu altındaki görünümü – ok işareti ile gösterilen bölgeler GL-3 biriki-mini gösterir, bu birikimler böbrek yetmezliğinde rol oynayabilir.



Böbreklerdeki ilerleyici patolojik değişiklikler klasik Fabry olgularının çoğunda orta yaştan önce böbrek yetmezliği ile sonuçlanır. Diyaliz ve transplantasyon imkanlarının olmadığı dönemde klasik Fabry hastalarının ortalama ölüm yaşı 41 iken16, günümüzde beklenen yaşam süresi 50 yıla çıkmıştır.3
Fabry Hastalığı, enzim replasman tedavisi bulunana kadar analjezi, inme profilaksisi, kardiyak girişimler, diyaliz ve böbrek transplantasyonu gibi palyatif ve spesifik olmayan yöntemlerle tedavi edilmiştir. Bu yöntemlerin Fabry Hastalığına tedavi yaklaşımında hala yeri vardır ancak bu yöntemler α-GAL eksikliği ve bunun sonucunda oluşan intraselüler GL-3 birikimine yönelik değildir.
Rekombinant insan α-GAL’ı olan (agalsidaz beta) piyasaya sunulması Fabry hastaları için önemli ve hastalığa spesifik bir tedavi imkanı sağlamıştır. çeşitli klinik çalışmalarda değerlendirilmiştir (Tablo 2). Bugüne kadar tamamlanmış çalışmalar, agalsidaz beta tedavisinin böbrek, kalp, deri ve diğer dokulardaki hücrelerinin vasküler endotelindeki GL-3 depolanmasında anlamlı azalma sağladığını göstermektedir. GL-3 birikimi damar düz kas hücreleri, tübüler epitelyum ve podositlerde değişken ancak az miktarda olmak üzere ha-la mevcut kalmıştır (Tablo 9.1 ve 9.2). Fabrazyme®’ın güvenilirliği ve etkinliğini daha detaylı değerlendiren çalışmalar hala sürmektedir.



KALITSAL GEÇİŞ
Fabry Hastalığının insidansının erkeklerde 1/40.0001, genel popülasyonda ise 1/117.000 olduğu tahmin edilmektedir ve hastalık tüm etnik gruplarda görülebilmektedir. Fabry Hastalığı X’e bağlı geçiş gösterdiği için daha çok erkekleri etkilemektedir, ancak kadınlarda da önceden düşünülenden daha çok oranda hastalık belirtileri olabilir.18,19 Fabry Hastalığına sahip erkekler (homozigotlar) kusurlu geni kız çocuklarının tümüne, erkek çocuklarının ise hiçbirine geçirmez. Kadınların (heterozigotlar) kusurlu geni kız ve erkek çocuklarına aktarma şansı %50’dir (şekil 2).
Kusurlu gene sahip tüm erkeklerde hastalık oluşur.20 X kromozomunun hücre içi inaktivasyonunun değişkenliğinden ötürü bazı kadınlar da Fabry Hastalığının semptom ve bulgularını sergileyebilir. Organ fonksiyon bozukluğunun ilerleme hızı Fabry Hastalığına sahip erkeklerdekine göre daha yavaş olabilir, ayrıca semptom ve bulguların şiddeti de farklılık gösterir.
α-GAL genindeki kusurlar heterojendir ve ailelerin çoğunda kendine özgü mutasyonlar saptanmıştır.21,22 İnsan Mutasyon Veritabanına bugüne kadar 250 farklı α-GALgen (locus Xq22.1) mutasyonu kaydedilmiştir.23 Mutasyonların bu kadar geniş bir aralığa sahip olması klinik prezantasyondaki çeşitliliği de açıklayabilir; bu nedenle fenotip ve genotip arasında korelasyon oluşturma çabaları kısıtlanmaktadır.1,22,24

KLINIK PREZANTASYON
Hastalığın ortaya çıkma yaşı, görülen semptomlar ve klinik seyri kişiden kişiye farklılık gösterir. Bununla birlikte, Fabry hastaları genel olarak üç gruba ayrılabilir: Klasik Fabry hastaları, klinik belirtileri zayıf olan kadın hastalar ve atipik varyantlar. Bu üç gruptan en çok üzerinde çalışılanı ve en iyi anlaşılanı klasik Fabry hastalarıdır. Fabry Hastalığının şiddeti genellikle enzim aktivitesi ile ters orantılıdır (Tablo 3).
Tablo 4’te klasik Fabry Hastalığına sahip çocuklar, ergenler ve erişkinlerdeki klinik özellikler özetlenmektedir. Görülen ana özellikler, aralıklı akroparestezi ve nöbetler halinde gelen ağrı ve ateş krizleri (özellikle çocukluk çağında); anjiyokeratomlar (Şekil 3); hipohidroz; soğuk/sıcak intoleransı ve genellikle görmeyi engellemeyen karakteristik “sarmal” korneal opasitedir. Bu hastalarda mortalitenin en önemli nedenleri böbrek yetmezliği, kardiyomiyopati ve serebrovasküler olaylardır.
X’e Bağlı Resesif Özelliğin Dağılımı (Etkilenmiş Baba)

Şekil 2. Fabry Hastalığının Kalıtsal Geçişi
Fabry Hastalığı X’e bağlı resesif olarak geçen bir hastalıktır. Hastalık bu nedenle erkekten erkeğe geçiş göstermez. Fabry Hastalığına sahip babalar kusurlu geni tüm kız çocuklarına aktarır. Bu heterozigot hastaların (bazen klinik belirtiler gösterebilirler) kusurlu geni bir sonraki kuşağa aktarma riskleri %50’dir. Bu geni alan erkek çocuklarında hastalık gelişir; kız çocukları ise değişken oranlarda belirtiler sergileyen taşıyıcılar haline gelir.

* α-GAL düzeyleri değerlendirilen doku veya hücre türüne göre önemli farklılıklar gösterebilir.

Şekil 3. Fabry Hastalığındaki anjiyokeratomlar
Koyu kırmızı ile mavi-siyah arasında değişen karakteristik anjiektazi kümeleri genellikle umbilikal bölge ile uyluk arasında bulunur (“mayo dağılımı”). Lezyonlar solmayan karakterdedir, yaşla birlikte büyür ve sayıca artar. Toplu iğne başından birkaç milimetreye kadar değişen boyutlara sahiplerdir.
(Desnick ve ark, 2003’ten yazarın ve yayımcının izniyle tekrar basılmıştır.47)
Şekil 4. Fabry Hastalığına özgü korneal opasite
Fabry Hastalığına özgü bu korneal opasite sadece yarık lamba mikroskobuyla görülebilir. Tek bir noktadan çıkan sarmal yapıdaki korneal ışınlar görülmektedir. Bu opasite görmeyi etkilemeyebilir, ancak tanı için çok yararlı bir bulgudur, çünkü homozitgotların hemen hemen hepsinde ve heterozigotların da çoğunda bulunmaktadır.
(Desnick ve ark, 2003’ten yazarın ve yayımcının izniyle tekrar basılmıştır.47)


Yakın zamandaki çalışmalar heterozigotlardaki hastalık belirtilerinin önceden ileri sürülenlere göre daha sık olduğunu göstermektedir.18,19,25,60 Heterozigottan oluşan bir olgu serisinde, 42 hastada nöropatik ağrı, 17’sinde geçici iskemik atak veya serebrovasküler olay, 3’ünde mitral kapak replasmanı ve 2 olguda da son dönem böbrek hastalığı mevcuttu.18 X kromozom inaktivasyonunun (liyonizasyon) normal şartlarda randomize olması, vücudun çeşitli kısımlarında veya tümünde fonksiyonel α-GAL geninin ekspresyonunu bloke edebilir. Bu nedenle heterozigotlarda tek bir organ sistemine sınırlı hastalık görülebilir.26,27
Atipik varyantlar klasik Fabry Hastalığının ana belirtilerinin azını sergileyen veya hiçbirini göstermeyen ve rezidüel plazma α-GAL seviyelerine (normalin %1-30’u) sahip homozigotlardır.28,31 Bu hastalarda belirtiler klasik Fabry hastalarına göre daha geç yaşta ortaya çıkar ve genellikle tek bir organ sistemiyle sınırlı olur. Bu hasta grubu son yıllarda tanımlanmıştır. Bu nedenle insidansı ve patofizyolojisine ilişkin kısıtlı veri mevcuttur. Çalışmalar atipik Fabry Hastalığının önceden düşünülenden daha yaygın olduğunu ileri sürmekte
dir.28,32,33
Sol ventriküler hipertrofisi olan 230 erkekle yapılmış bir çalışmada, hastaların %3’ünde düşük α-GAL düzeyi (normalin %4-14’ü) saptanmıştır.28 Geç başlangıçlı hipertrofik kardiyomiyopatiye sahip 79 erkekten oluşan başka bir çalışmada, olguların %6,3’ünde düşük α-GAL seviyeleri ve α-GAL mutasyonları bulunmuştur.32 ABD’deki 512 diyaliz merkezine devam eden 37.147 hastadan randomize olarak seçilen 1.903 hemodiyaliz hastası ile yapılan bir çalışma bu hastaların yaklaşık %1,6’sında Fabry Hastalığı olduğunu göstermiştir.33

TANI
Klasik Fabry Hastalığı
Klasik Fabry Hastalığı genellikle çocukluk çağında ağrı, ateş, hipohidroz, bitkinlik ve/veya egzersiz intoleransı ile ortaya çıksa da (Tablo 4), sıklıkla erişkin döneme kadar hekimler tarafından hastalığa tanı konulamaz ve bu sırada da altta yatan patoloji ilerler.34,35 30 Büyük soyağacı ile yapılan bir çalışmada, indeks olguların ortalama tanı alma yaşı 29 olarak belirlenmiştir.36 Daha yakın zamanda Avustralya’da yapılan ve 1980 ile 1996 yılları arasında lizozomal depo hastalıklarının prevalansını araştıran başka bir çalışma Fabry Hastalığının medyan tanı alma yaşını 28,6 olarak saptamıştır.17 Tanının gecikmesi hastalığın gerekenden az bilinmesi ile ilişkili olabilir. Bununla birlikte, Fabry Hastalığının semptomları romatoid veya jüvenil artrit, romatizmal ateş, eritromelalji, lupus, akut apandisit, büyüme ağrısı veya hasta numarası yapma, peteşi ve kollajen vasküler hastalıkların semptomlarıyla karışabilir.1,25,36-39
Klasik Fabry Hastalığının klinik tanısı şunların bazılarına (veya tümüne) dayanır: Aile öyküsü, çocukluk çağında ekstremite ağrısına eşlik eden ateş nöbetleri öyküsü, karakteristik deri lezyonları (anjiyokeratomlar, fiekil 3), karakteristik sarmal korneal opasiteler (fiekil 4) ve biyopsi örneklerinde ve idrar sedimentinde lipid yüklü hücrelerin varlığı. Biyokimyasal olarak plazma, serum, lökosit, gözyaşı veya biyopsi örneklerinde α-GAL aktivitesinin çok düşük olması veya saptanamaması ile kesin tanı konur. Bu test, α-N-asetilgalaktozaminidaz aktivitesini inhibe etmek üzere reaksiyon karışımına N-asetilgalaktozamin eklenerek ve αGAL’ın sentetik bir substratı ile gerçekleştirilir40 (α-GAL testi hakkında bilgi edinmek için Ek C’ye bakınız).
Fabry Hastalığının ilerleyici yapısı göz önünde bulundurulduğunda, erken tanının önemi anlaşılır. Tanı konduktan sonra tıbbi bir soy ağacı çıkarılır ve aileler genetik danışmanlık da dahil olmak üzere çeşitli tanı, tedavi ve destek ünitelerine yönlendirilir.
Klinik belirtileri olan veya olmayan heterozigotlar
Klasik Fabry hastalarının çoğu erkek olsa da kadınların da klasik Fabry Hastalığına sahip olabileceğini akıldan çıkarmamak gerekir.
Heterozigotların çoğunda (belirtileri olsun olmasın) α-GAL aktivitesi normal düzeylerin altındadır (Tablo 3) ve karakteristik sarmal korneal opasite bulunmaktadır (Şekil 4).1
Ancak bu klinik bulguların yokluğu Fabry taşıyıcısı olma durumunu ekarte ettirmez, çünkü bazı heterozigotlarda dokuya spesifik normal α-GAL aktivitesi bulunmaktadır.21 Bilinen bir mutasyonu olan Fabry ailelerinde mutasyon analizi yapılmasıyla taşıyıcı kadınlar saptanabilir. Spesifik bir mutasyonun bulunamadığı ailelerde taşıyıcılık durumunu belirlemek için bağlantı analizi yapılabilir.41

Atipik varyantlar
Atipik varyantlar düşük α-GAL aktivitesi düzeyleri ile tanınabilir.1,33 Bu hastalara kalp veya böbrek ile ilgili belirtiler başladıktan sonra tanı konabilir.
Prenatal tanı
Homozigotlar XY karyotipi ve koryonik villuslarda (gebeliğin dokuz veya onuncu haftasında yapılabilir) veya amniyosentez ile alınan amniyotik hücre kültürlerinde (gebeliğin 15. haftası) yetersiz αGAL aktivitesinin gösterilmesi ile tanınabilir.42 Heterozigotların prenatal olarak tanınması için ailede mutasyon olup olmadığının bilinmesi gerekir.

HASTALIĞIN BERLİRTİLERİ
Fabry Hastalığını multidisipliner bir bozukluk olarak tanımlamak yerinde olacaktır37, çünkü sonuçları genetik, nefroloji, nöroloji, pediatri, dermatoloji, kardiyoloji, oftalmoloji, romatoloji, gastroenteroloji ve pratisyen hekimlik gibi birçok uzmanlık dalını ilgilendirmektedir (Tablo 5).
Fabry hastalarındaki organ hasarları genellikle erişkin döneme dek (22-30 yaş) klinik olarak belirgin hale gelmez ve başlangıcı da sıklıkla anidir. Ancak GL-3 birikimi doğumda ve hatta doğumdan da önce başlayabilir43,44 ve ilerlemesini sürdürür, patolojik sonuçları da artarak devam eder. Fabry hastaları 16 yaşında bile böbrek yetmezliğine girebilir45, bu da hastalığın ilerleyişindeki bireysel farklılıkları gösterir.

Böbrek endotelindeki ilerleyici GL-3 birikiminin enşamatuar bir süreç başlattığı ve bunun da tübül ve glomerüllere giden kan akımını azalttığı ve sonunda da onarılamaz nefron hasarına neden olduğu düşünülmektedir. Normal böbrek fonksiyonları rezervinin fazla olması ve kompansatuar mekanizmalardan ötürü, hastalar önemli miktarda fonksiyon kaybına rağmen oldukça asemptomatik olarak kalabilir.46 Ancak kritik sayıda nefron hasara uğrarsa, gerekli glomerüler filtrasyon sürdürülemez ve hızlı bir şekilde böbrek yetmezliği gelişir.
Fabry Hastalığının sık görülen klinik belirtileri arasında sol ventriküler hipertrofi, kapak hastalığı (özellikle mitral kapak prolapsusu ve/veya regürjitasyonu), koroner arter hastalığı ve ayrıca konjestif kalp yetmezliği, aritmi ve miyokard enfarktüsüne neden olabilen iletim bozuklukları bulunur.1,30 Fabry Hastalığında erken strok, tromboz, geçici iskemik atak, hemiparezi, vertigo/baş dönmesi, diplopi, dizartri, nistagmus, bulantı/kusma, baş ağrısı, hemiataksi ve yürüyüş ataksisi gibi birçok serebrovasküler bozukluk da gösterilmiştir.1,26,29 Hem kardiyak hem de serebrovasküler tutulum ilerleyicidir ve yaş ile birlikte daha şiddetli hale gelir.
Aşikar klinik bulgu ve semptomlar gelişmeden önce önemli derecede organ hasarı geliştiği için erken tanı önem taşımaktadır.
FABRY HASTALIĞINA YAKLAŞIM
Fabry Hastalığına klinik tedavi yaklaşımında hem semptom tedavisi hem de enzim replasman tedavisi rol oynayabilir. Fabry Hastalığı birçok organ sistemini etkilediğinden, tanı gibi hastalığın tedavisi de genellikle multidisipliner bir yaklaşım gerektirir (Tablo 5).

SEMPTOMLARIN TEDAVISİ
Fabry Hastalığının semptomları yaşam tarzı değişiklikleri ve bazı profilaktik ilaçlar ile hastalık ilerlemiş ise spesifik olmayan tıbbi girişimlerle tedavi edilir (Tablo 6). Sık ve şiddetli ağrı atakları olan hastalar narkotik analjezikler gibi ilaçlarla yapılan profilaksiden yarar görebilir1; ayrıca pankrelipaz veya metoklopramid de gastrointestinal semptomları geçici olarak ortadan kaldırabilir.47 Strok açısından riskli hastalarda antikoagülan ilaç profilaksisi de göz önünde bulundurulmalıdır.1
Duygusal destek ve aile danışmanlığı da hasta bakımını tamamlayacak şekilde ele alınmalıdır. Klinik depresyon ve/veya inkar da yaygın görülen durumlardır, kusurlu geni çocuklara aktarmaya dair suçluluk duyma sık görülür.39 Fabry hastaları ve ailelerine ailevi ve bireysel danışmanlık verilebilir. Benzer problemler yaşayan hastalar ve ailelerle iletişim kurmak izolasyon, yalnızlık ve umutsuzluk hislerinin giderilmesine yardımcı olabilir. Çeşitli organizasyonlar ve tıp merkezleri Fabry Hastalığı ile ilgili web siteleri, dergiler, destek grupları oluşturmakta ve bilgi sağlamaktadırlar (ek bilgi için ilişikteki broşüre bakınız).

ENZİM REPLASMAN TEDAVİSİ
Enzim replasman tedavisi, eksik olan α-GAL enzimini dışardan vererek Fabry Hastalığındaki enzim eksikliğine odaklanır. (agalsidaz beta) enzim replasman tedavisi Fabry hastalarında kullanılmak üzere endikedir. Agalsidazbeta böbrek ve diğer hücre türlerinin kapiller endotelindeki globotriaozilseramid (GL-3) birikimini azaltır. GL-3 cisimciklerinin azaltılması Agalsidaz betaın hastalığın ekspresyonunu düzeltebileceğini düşündürmektedir, ancak GL-3 cisimciklerinin azalmasının Fabry Hastalığının spesifik klinik belirtileri ile ilişkisi henüz ortaya konmamıştır.



2003 yılında yayınlanan bir makaleye göre, Fabry Hastalığı tedavisinde uzman olan hekimlerden oluşan bir konsensüs paneli, semptomatik hastalarda enzim replasman tedavisinin mümkün olduğu kadar erken başlatılmasını önermektedir.48 Fabry hastaları hastalığın ilerlediğini gösteren renal ve kardiyak bulguları izlemek için tedavi başlar başlamaz düzenli bir biçimde doktor muayenesinden geçmelidir.
Fabry Hastalığının genel popülasyonda ve kadınlardaki değişkenliğini ve ilerlemesini daha iyi anlamak ve Agalsidaz beta’ın uzun vadedeki tedavi etkilerini değerlendirmek ve izlemek için Fabry Kayıt Sistemi geliştirilmiştir (bakınız Ek B). Bu kayıt sistemi, ayrıca Agalsidaz beta’ın gebe kadınlar ve çocukları üzerindeki etkilerini izler ve Agalsidaz beta’ın anne sütüne geçip geçmediğini de aktarır.
Hastalara Fabry Kayıt Sistemi hakkında bilgi verilmeli ve hastalar bu programa katılmaya teşvik edilmelidir. Hastalara katılımlarının gönüllülük esasına dayandığı ve uzun süreli takip gerektirebileceği belirtilmelidir.
Hekimler, Fabry Kayıt Sisteminin spesifik hasta raporlarından yararlanarak, klinik kararların daha kolay verilmesi için klinik veri alışverişi yaparak, mevcut tedavi rehberleri ve uygulama modelleri ile ilgili bilgilere erişerek hastalarının hastalık durumlarını daha iyi takip edebilirler. Fabry Kayıt Sistemine gönderilen hasta ve hekime özgü bilgiler gizli şekilde muhafaza edilir.

 
Historie und Vita Morbus Fabry Yazdır E-posta
Uygun çeviri yok

Warum heißt diese Erkrankung Morbus Fabry?

Johannes Fabry (1860-1930) wurde in Jülich, bei Köln geboren, und studierte zwischen 1886-1889 an der Königlichen Klinik für Dermatologie in Bonn. Danach wurde er dann Leiter der Hautklinik in Dortmund. 1898 wurde erstmal ein 13-jähriger Patient mit Hautaufälligkeiten so genannten Purpurea nodularis bei Ihm vorstellig, wobei sich auch eine Albuminurie einstellte.

Devamını oku...
 
Morbus Fabry - oft gesehen, selten erkannt Yazdır E-posta
Uygun çeviri yok

Fabry Disease - Often Seen, Rarely Diagnosed

MEDIZIN: Übersichtsarbeit, DOI: 10.3238/arztebl.2009.0440
Klinik für Allgemeine Pädiatrie, Universitätsklinikum Düsseldorf, Heinrich-Heine-Universität: Dr. med. Hoffmann, Prof. Dr. med. Mayatepek

Hintergrund: Untersuchungen aus dem Neugeborenenscreening und von Risikogruppen legen für den M. Fabry eine wesentlich höhere Prävalenz nahe als angenommen. Die vielfältige Symptomatik eröffnet ein breites Spektrum an Differenzialdiagnosen und bedingt eine verzögerte Diagnose.

Methode: Selektive Literaturrecherche mit besonderer Berücksichtigung von Publikationen mit größeren Patientenpopulationen in Bezug auf Symptomatik, Diagnosesicherung und Therapie.

Ergebnisse: Die Zahl der diagnostizierten Patienten in Deutschland liegt...

Um den ganzen Artikel zu lesen bitte HIER klicken.



Mit freundlicher Genehmigung vom

Deutsches Ärzteblatt
Sekretariat Priv.-Doz. Dr. Baethge
Ottostraße 12, 50859 Köln
http://www.aerzteblatt.de

Autor: Hoffmann, Björn; Mayatepek, Ertan
DOI: 10.3238/arztebl.2009.0440

 

 
Empfehlungen für das Mangement von Patienten mit Morbus Fabry und Nierenbeteiligung Yazdır E-posta
Uygun çeviri yok

C. Wanner1, F. Breunig1 und R.M. Schaefer2
1Abteilung für Nephrologie, Medizinsche Klinik und Poliklinik I, Universitätsklinikum Würzburg,
2Medizinische Klinik und Poliklinik D, Universitätsklinikum Münster


Der Morbus Fabry ist eine X-chromosomal vererbte lysosomale Speicherkrankheit, die durch den Mangel des Enzyms α-Galaktosidase A verursacht wird. Neben kardialen und zerebrovaskulären Komplikationen ist die Nierenbeteiligung eine häufige Manifestationsform und eine wichtige Ursache für die erhöhte Morbidität und Mortalität der Patienten. Für Erstdiagnostik und Verlaufskontrolle kommen unterschiedliche diagnostische Verfahren zur Abschätzung einer Nierenbeteiligung zum Einsatz. Primäres therapeutisches Ziel ist es, ein Fortschreiten der Nierenerkrankung zu vermeiden.

Devamını oku...
 
Morbus Fabry Yazdır E-posta
Uygun çeviri yok

Nervenarzt 2003 • 74:489–496
DOI 10.1007/s00115-003-1513-6
Online publiziert: 20.Mai 2003
© Springer-Verlag 2003

A. J.Grau1 • M.Schwaninger1 • H. H.Goebel2 • M.Beck3
1 Neurologische Universitätsklinik Heidelberg
2 Abteilung für Neuropathologie, Universität Mainz
3 Kinderklinik, Universität Mainz

Eine lysosomale Stoffwechselerkrankung mit neuen therapeutischen Möglichkeiten

Der Morbus Fabry ist eine x-chromosomale lysosomale Speicherkrankheit, die auf einer verminderten Aktivität des Enzyms alpha Galaktosidase A beruht. (⊡ Abb. 1) Sie wurde 1898 zeitgleich von dem Engländer Anderson und dem Deutschen Fabry beschrieben. Die wichtigsten klinischen Symptome der Erkrankung sind akrodistal betonte Schmerzen, Gefäßeweiterungen (Angiokeratome) der Haut, eine Hornhauttrübung sowie vaskuläre Beteiligungen von Niere, Herz und Gehirn. Seit kurzem steht auf der Grundlage zweier randomisierter, doppelblinder plazebokontrollierter Studien eine Enzymersatztherapie zur Verfügung. Aufgrund der Vielfalt des Krankheitsbildes und des geringen Bekanntheitsgrades wird die Krankheit häufig erst spät oder nicht diagnostiziert [7,18].

Devamını oku...